Cloud Computing – Bulut Bilişim Nedir

Bu makalemde size çok uzun senelerdir var olan ve benimde uzun zamandır üzerinde çalıştığım bir konu hakkında yazmak istiyorum. Cloud Computing… diğer bilinen adıyla Bulut Bilişim. Hani bir zamanlar ulaştırma bakanımızın üzerinde çok fazla kafa yormayın, kullanın gitsin dediği platform 🙂 Ben baya bir kafa yordum, aylarca çalışmanın ürününü bir makale ile taçlandırmak istiyorum. Buyurun fırından yeni çıktı ustasından, Cloud Computing.

 

 

Cloud Computing Nedir ?

Öncelikle birçok konuda yaptığım gibi makalemi herkesin anlayabileceği şekilde basitleştirmek ve örnekler vererek netleştirmek istiyorum. Şayet o terimi gerçekten bilmeniz gerektiğini düşünmüyorsam, gerekli gereksiz bir sürü terim kullanmayacağım.

Ön yazıdan sonra şimdi asıl meseleye geçelim. Nedir kardeşim bu Cloud Computing (Bulut Bilişim)

 

Tarihin en iyi pazarlama simgesi Bulut

Öncelikle şunu çok iyi bilmelisiniz, ortada genleşen havanın yükselmesi sonucu oluşan bir bulut yok kullandığımız sadece bir başkasının bilgisayarı. Bulut dediğimiz şey çok büyük vendorların (Microsoft, Google, Amazon, Alibaba) milyarlarca dolar harcayarak kurduğu ve dağıtık yapıya sahip sunucu çiftllikleridir (Server Farms). Bulut sadece bir metafor ve bence tarihin en iyi pazarlama simgelerinden biri oldu. Hatta pek başarılı olmayan başka teknolojilere ilham oldu Cloud’u hepiniz duymuşsunuzdur peki ya sis “Fog”  terimini duydunuz mu?

 

Günümüzde pek kullanılmayan ve henüz yaygınlaşmayan bu terim duruma göre ileride karşımıza çokça çıka da bilir. Cloud bildiğiniz üzere tüm dünya genelinde kullanıldığı için latency time barındırır. Yani bir data requestin dünyanın herhangi bir yerinde bulunan sunucuya gidip gelmesi belli bir zaman alabilir, ve bu zaman çok pahalıya da mal olabilir. Örneğin bir Tesla arabası kullanıyorsunuz ve Allah korusun bir kaza olmak üzere, karşınızda bir risk var ya bariyere çarpacaksınız ya da bir hayvanı ezeceksiniz, bu durumda arabanın sunucudan veri alması gerekirse İstanbul’da bulunan arabanızın Palo Alto’ya veri göndermesi ve alması arasında geçen süre bir hayata mal olabilir. İşte bu gibi durumlarda cloud yerine Fog yani sis kullanarak belki de İstanbul’da bulunan bir veri merkezinden data çekerek latency time sürecini minimuma indirebilirsiniz.

 

Bir başka açıdan Cloud dediğimiz şey bizim eskiden Hosting dediğimiz kavramın modern halidir. Peki o zaman biz neden eskiden olduğu gibi hosting firmalarının bize sağladığı  dedicate veya colocated hizmetler kullanmıyoruz? çünkü Cloud hem hosting hem de değil. Cloud vendorlardan aynen bir hosting firmasında olduğu gibi web veya sunucu bazlı locate hizmeti de alabilirsiniz ama IAAS, PAAS, SAAS  terimlerine hakim olduğunuzda Cloud’un hostingden nasıl ayrıldığını anlayacak ve  Matrix’de ki Neo gibi büyük resmi görmeye başlayacaksnız. O yüzden makaleden kopmayın her şeyin cevabını bulacaksınız.

 

 

Neden Cloud’a ihtiyaç duyuyoruz?

Bulut Bilişim ve sanallaştırma günümüzde oldukça popüler. Bulut hizmetlerinden çok daha önce sanallaştırma hizmetlerini  kullanmaya başladık. Öyle ki bana göre sanallaştırma platformu olmasaydı Cloud diye bir sistem kullanmıyor olurduk.

Eski metodolojik çalışma tarzı, yani sabah mesai saatiyle beraber şirkete gelip, yerel ağdaki bilgisayarın başına oturmak ve akşam mesai sonrası çıkıp evimize döndüğümüz dönemler geride kaldı. Artık laptopumuzdan, akıllı telefonumuzdan veya tabletimizden mekan bağımsız çalışabiliyoruz.

Şirketler arasında evden çalışma gittikçe yaygınlaşıyor. Yani farklı aygıtlardan ve farklı cihazlarla çalışabileceğimiz imkanlar fazlalaşıyor. Bu durum neden Cloud’a ihtiyaç duyuyoruzun en önemli cevabı. Ama tek değil! çünkü bunu vpn (virtual private network) kullanarak zaten yapabiliyorduk aynısı olmasa da iş gören tarzda çalışanlarımız evinden, kafeden veya dışarıda herhangi bir yerden şirket ağına bağlanabiliyordu.

Bir başka neden olmalıydı ama ne? IOT (Nesnelerin interneti) dolayısıyla artık sadece bilgisayar, akıllı telefon veya tabletlerimiz değil televizyonlarımız, arabalarımız hatta buzdolabı veya klimalarımız bile internete bağlı. Bu platform bağımsız kullanım da bizi clouda iten en önemli faktör. Bir diğer önemli şey ise veri (data) datanın tek merkezde toplanarak işlenmesi ve işlenen veriden önemli sonuçlar çıkartılması. Bunun için de dağıtık durumda olan veri yani bilgiyi olabildiğince tek merkezde toplamak. ML(Makine Öğrenmesi) veya AI (Yapay Zeka) ile bu veriyi kullanmak yatıyor.

Buraya kadar olanların tamamı benim çıkarımlarım, şimdi işin teknik ve herkes tarafından kullanılan terimlerine ve metodolojiye dönelim.

 

Bulut Bilişim (Cloud Computing Nedir) ?

Bulut Bilişim, en genel hattıyla, sunucularınızın, istemci bilgisayarlarınızın, veritabanlarınızın, depolama alanlarınızın ve uygulamalarınızın peşin olarak bir donanım, yazılım veya güvenlik yatırımı yapmadan (CSP) Bulut Bilişim Servis Sağlayıcıları üzerinden kullandıkça öde sistemine dayanan bir hizmettir.

En bilinen bulut servisi sağlayıcıları olarak karşımıza Amazon, Microsoft ve Google çıkıyor. Amazon’un bulut hizmeti AWS (Amazon Web Service) Microsoft’un (Microsoft Azure) ve Google’ın GCP (Google Cloud Platform).

Bulut Bilişim’in en büyük avantajı ki buna detaylı olarak değineceğim. Bir işletme kurmak istiyorsunuz veya çok güvendiğiniz bir yazılım ile tüm dünyaya açılmak istiyorsunuz. Bu projenizi hayata geçirmek için donanımlar satın almanız, bu donanımların yüksek erişilebilirliğini planlamanız, güvenliğini sağlamanız, yedekleme senaryoları yapmanız veya bir veri merkezi yaratmanız gerekebilir. Bulut mimarisinin en büyük faydası size bunun için gereken ana sermayeyi, bu sermayeye terimsel olarak Capex denir. Ana sermayeye ihtiyaç duymadan çok kısa bir süre içerisinde bu hizmeti kiralamanız ve kullandığınız kadar ödemeniz.

 

Bulut Bilişimin Faydaları

Bulut Bilişimin en büyük faydasına yukarıda değindim, şimdi bulutun bize sağladığı diğer faydalardan teknik olarak bahsedelim.

  • Yönetim kolaylığı

Bulut bilişimin önemli avantajlarından biri sunucu altyapısı veya datacenter kurmaya gerek kalmadan ihtiyacınız olan tüm altyapıyı çok kısa bir süre içerisinde yaratmanız ve bu altyapıyı yönetmek için onlarca personel çalıştırmanız gerekmemesidir. Düşünün ki sunucularınız, yedekleme üniteleriniz, kablolama ve network altyapınız, elektrik şebekesi ve sistem odası ihtiyaçlarınız bunların hiç birini ama hiç birini düşünmenize gerek yok. Bulut tüm bu yönetimi sizin adınıza yapıyor. Size ise bu sistemi yönetmek veya uygulamalarınıza odaklanmak kalıyor.

 

  • Ölçeklenebilirlik

Bulut bilişim ihtiyacınız olan sunucu, veritabanı, uygulama, makine öğrenmesi veya yapay zeka gibi hizmetlere çok hızlı  bir şekilde ulaşmanızı sağlar. Test ve risk değerlendirme ortamları kurarak herhangi bir hata veya başarısızlık durumunda canlı platformunuz zarar görmeden test ettiğiniz ortamı kaldırma işlemini dakikalar içinde yapabilirsiniz.

Donanım, veritabanı veya uygulama platformlarını ihtiyacınız olduğunda kurup, kaldırabilir, yükseltebilir veya indirebilirsiniz.

 

  • Esneklik

Bulut bilişimin yine önemli olan avantajlarından biri de esneklik. Standart datacenter mimarisinde sunucu kapasiteniz veya disk alanınız yetmediğinde yeni bir donanım yatırımı yapmanız gerekir. Bu yatırımı seneler içerisinde tekrar ve tekrar yapmanız gerekebilir. İşin daha ilginci bu donanım yatırımı sadece bir kerelik bir kapasite gereksinimi için de olabilir. Yaptığınız yatırım sadece tek kullanımlık bir yatırım gerektirseydi belki de milyonlarca lirayı tek bir kullanım için harcayacak ve akabinde kullanmadığınız bir donanıma sahip olacaktınız.

Şöyle bir örnek verebilirim. İşletmede finans departmanının ihtiyacı olan, sene sonu tüm finansal işlemi raporlayacak bir program veya betik olsun. Bu program bir gün veya iki gün boyunca sunucu üzerinde çalışarak bu raporu oluşturabiliyor olsun. Bulut üzerinde öyle bir donanım yaratırsınız ki 5 dakika içerisinde bu raporu size sunabilir ve ihtiyacınız ortadan kalktığında bu sunucuyu diğer sene tekrar kullanmak üzere kapatabilirsiniz. Size hem zaman hem de çok ciddi donanım maliyeti avantajı sağlayacak bir örnek.

Bulut mimarisi son derece esnektir, dakikalar içerisinde sunucu veya uygulama ihtiyacınızı arttırabilir, artık gerek kalmadığında kapasiteyi düşürerek maliyet avantajı sağlayabilirsiniz.

 

  • Maliyet

Bulut bilişimin maliyet avantajı sağladığını ifade edenlerin yanı sıra, artı maliyet getirdiğini iddia edenlerde var. Maliyet durumu kesinlikle değişken. Bazı durumlarda, muhasebe programı örneği verdiğim durumdaki gibi çok ciddi maliyet avantajları sağlarken. Bulut bilişim platformu iyi organize edilmediği durumlarda size ekstra maliyet doğurabilir.

Platformunuzu buluta taşımanız durumunda, maliyet analizini yapmanızda fayda var. Maliyet analizi için her bulut platformu, hesaplama yapabileceğiniz araçlar sunuyor. Ben aşağıda Azure hizmeti için maliyet analizi yapabileceğiniz sayfanın linkini paylaşıyorum aynı  hesaplama araçları Amazon ve GCP üzerinde de var.

https://azure.microsoft.com/en-in/pricing/calculator/

 

 

Bulut Bilişim Nasıl Kullanılır ?

Peki şimdi yukarıda bir bulut var, biz buna kafa yorduk ve kullanmak istiyoruz ama nasıl kullanacağız? Bu bulut bilişim benim ihtiyaçlarıma nasıl karşılık verebilir. Bu konuyu anlamak için iki farklı kavramı bilmemiz gerekiyor.

  1. Bulut Dağıtım Modelleri
  2. Bulut Hizmetleri

Bulut dağıtım modelleri cloud mimarisinin şirketlere nasıl uyarlanabileceğini, bulut hizmetleri ise bulut içerisinde verilecek hizmetlerin altyapı mı, uygulama mı yoksa servis bazında mı verileceğini belirler. Detaylandırınca kafanızda daha net oturacak.

 

 1- Bulut Bilişim Dağıtım Modelleri

Bulut bilişim dağıtım modelleri 3’e ayrılıyor bunlar Public, Private ve Hybrid cloud diyerek geçiyormuşum. Hadi bakalım ayıkla pirincin taşını, çünkü bu üç kavram kafalarda en fazla soru işareti yaratan kavramlar. Nedir bu cloud modelleri? ne anlama geliyor, biraz detaylı bakalım.

 

  • Public Cloud:

Public cloud en çok kullanılan bulut bilişim modelidir hani şu üzerinde sürekli reklamların yapıldığı. Kullandığın kadar öde denilen, donanım yatırımı (capex) gerektirmeyen cloud modelidir. Bu model en ucuz olduğu için çokça tercih edilen modeldir. Bütün internete hizmet sunacağınız, örneğin Netflix gibi video broadcast yayın yapacağınız bir platformsanız,  web sitesi yayınlayacaksanız veya herkese açık bir CRM çalıştırıyorsanız Public cloud kullanırsınız. Bu sizin hem maliyet hem altyapı yönetim derdinden ciddi oranda kurtarır. E o zaman neden private ve hybrid cloud diye şeyler var diye haklı olarak sorabilirsiniz.  Bunun nedeni güvenlik ve regülasyon.

 

  • Private Cloud

Private cloud kullanılmasının birince nedeni güvenlik ikinci nedeni ise regülasyon dedik. Birçok şirket hatta devletler verilerinin kendine yakın olmasını istiyor. Örneğin Almanya bu konuda katı regülasyonlara sahip o yüzden bir çok CSP Almanya üzerinde bir veya birden fazla cloud bölgesine sahiptir. Private cloud kullandığınızda sunucu kaynakları ve altyapı tamamen size aittir, bu da ciddi oranda maliyet aynı zamanda capex yatırımı da demek oluyor. Private cloud’un en büyük dezavantajı yüksek maliyet gerektirmesi.

Unutulmayacak bir diğer avantajı ise veri merkezi size yakın olduğu için verileri alıp gönderirken yaşanan gecikme süreleri minimumda kalır (latency). Yani private cloud demek verinizin tam olarak nerede olduğunu bilmeniz, kullandığınız IT kaynaklarının sadece size ait olduğu, donanımınızı başkası ile paylaşmadığınız çözüm modelidir.

 

  • Hybrid Cloud

Tahmin edeceğiniz gibi hybrid cloud kullanım modeli hem public hem private modelin birleştirilmiş halidir. Güvenlik ve regülasyon gerektiren veri ve kaynaklarınızı private üzerinde tutabilir. Herkese açık olan ve daha az maliyet gerektiren veri ve hizmetlerinizi public üzerinde tutabilirsiniz. Böylece yüksek maliyetten kurtulabilirsiniz.

 

Burada bir kavramdan daha bahsetmek istiyorum. Ben yoğunluklu olarak Azure ile ilgilendiğim için Azure Stack’dan bahsedeceğim. Microsoft kendi veri merkezinde hatta kendi sistem odanızda Cloud altyapısını kullanabileceğiniz bir hizmet sunuyor. Azure stack satın alarak kendi onpremise yapınızda adeta cloud kullanıyormuş gibi bir platform  kullanabilirsiniz. Fakat Azure Stack özel donanımlar gerektirir, kendi belirlediğiniz sunucu üzerine kuramazsınız. Microsoft’un önerdiği vendorlardan belirlenmiş sunucularla satın alınabilir. Ayrı bir bilgi olarak belleğinizde dursun.

 

 

2- Bulut Bilişim Hizmetleri

 

Peki, bulut bilişim modellerinden bahsettik şimdi bulut hizmetlerinden bahsedelim. Bulut modellerini kafamızda oturttuysak bulut bilişim hizmetlerini daha kolay oturtabiliriz. Her yerde sıkça karşımıza çıkıyor. IAAS, PAAS, SAAS. Bilmemiz gereken ana kavramlar bunlar. İnsanoğlu olarak standardı pek sevmiyoruz. O yüzden bu hizmet modellerinde farklı terimlerde duyabilirsiniz. DAAS, XAAS gibi fakat asıl standardize olmuş kavramlar saydığımız 3 tanesi.

Bulut hizmetleri hakkında daha detaylı yazdığım makaleme buradan ulaşabilirsiniz.

Yukarıdaki diyagramı biraz inceleyin lütfen, katmanlara bakın sonra maddeler halindeki hizmetleri daha iyi anlayacaksınız.

 

  • IAAS ( Hizmet Olarak Altyapı )

Hizmet olarak altyapı bulut hizmetlerinin en esnek olduğu yapıdır. Kendi sunucunuzu kurabilir, kurduğunuz sunucu üzerinde istediğiniz değişiklikleri, güncellemeleri, ve çalışmayı yapabilirsiniz. Uygulamalarınızı veya servislerinizi kurduğunuz makine üzerinde, tam yetkiniz vardır. Aynı zamanda sorumluluğunuz da. Sunucu altyapısına, elektriğine, sistemin nasıl çalıştığına karışmazsınız ama işletim sistemi ve sonrasından tamamen siz sorumlusunuzdur.

BT altyapısı, server-client işletim sistemleri, storage ve ağ hizmetlerini bu kısımda yönetiriz, tüm bunlar daha fazla iş yükü anlamına geliyor. Biz IT Uzmanlarının daha çok üzerinde çalıştığı kısım IAAS tır.

 

  • PAAS (Hizmet Olarak Platform)

Ben bu hizmete daha çok hizmet olarak uygulama diyorum. Application As A Services olsaymış AAAS olacağı için pek şık durmazmış o yüzden PAAS dediler herhalde… Bu hizmette uygulamaların oluşturulması, geliştirilmesi, dağıtılması ve test edilmesi söz konusu. PAAS’ın amacı altyapıyı yönetmek zorunda kalmadan var olan uygulamanıza yoğunlaşmanıza imkan tanımak. Bu sayede networktü, sunucuydu, güncellemesiydi uğraşmadan direk olarak uygulamayı kuracağınız platform üzerinde iş yapmanızı sağlar.

Tahmin edebileceğiniz üzere daha çok yazılım geliştiricilere yönelik bir platformdur.

 

  • SAAS (Hizmet olara Yazılım)

Saas ise son kullanıcıya yönelik bir hizmettir. Uygulama geliştirme, güncelleme gibi işlere karışmazsınız sadece o uygulamayı kullanır ve yönetirsiniz. Özellikle yönetirsiniz dedim çünkü son kullanıcı denildiğinde aklınıza gerçekten son kullanıcı gelmesin. Örneğin Office 365 veya Exchange Online da bir SAAS hizmetidir ama son kullanıcı değil IT uzmanı bu servisi yönetir.

 

Aşağıdaki diyagram bu üç hizmetin hangi katmanlarından sorumlu olduğunuzu en iyi açıklayan resimdir.

 

Umarım bu makale ile Cloud Computing yani bulut bilişim nedir kafamızda daha net oturmuştur.

Görüşmek üzere.